Yazar Adı: Dr. Veteriner Hekim Serdar Sızmaz

Rumen Asidozisi

Her geçen gün artan dünya nüfusu kaliteli protein kaynaklarına olan talebi arttırmaktadır. Bu ise hayvansal üretime olan ihtiyacı ön plana çıkartmaktadır. Dünya da yapılan hayvansal üretim modelleri incelendiğinde Amerika ve Avrupa’da hayvancılık için tarım yapılırken, ülkemizde ise bu modelin tam tersi bir şekilde tarım için hayvancılık yapılmaktadır. Başka bir ifadeyle Avrupa ürettiği ucuz bitkisel proteini, daha pahalı olan hayvansal proteine dönüştürmeyi başarırken, ülkemizde bu halen tam anlamı ile mümkün olamamaktadır. Bu problem, her geçen gün sayıları artan büyük ve orta çaplı işletmede kaliteli kaba yem açığı olarak karşımıza çıkmaktadır. Tabiatları gereği kaba yem ağırlıklı beslenmeleri gereken ruminantlara, yeterli miktarda ve kalitede kaba yem sağlanamamakta ve bu açık konsantre yemlerle kapatılmaya çalışılmaktadır. Bu sorun, sindirim sistemi rahatsızlıklarına sebebiyet vermekte, bu da ayak ve döl verimi gibi işletmede çok önemli ekonomik kayıplara yol açacak sorunları beraberinde getirmektedir.  
Çiftlik hayvanlarında sindirim sistemi hastalıklarının başında asidozis gelir. Hayvan ırklarının genetiğinin iyileşmesi ve verimin her geçen gün artması, tane yemlerin rasyonlarda kullanımını artırmıştır. Bu durum kaba yemlerin rasyondaki eksikliği ile birleşince asidoz kaçınılmaz bir hastalık olarak karşımıza çıkmaktadır. 

Asidozis kolay fermente olabilen karbonhidratların aşırı tüketilmesiyle oluşmaktadır. Aşırı karbonhidrat alımı sonrasında ortaya çıkan asit, rumen pH 'sını düşürür. Rumen pH'sı, tüketilen karbonhidrat miktarına, karbonhidratın sindirilme hızına, hayvanın genetik yatkınlığına, buffer kapasitesine ve organik asitlerin üretimine bağlı olarak 24 saat içinde dalgalanma gösterir. Sağlıklı ve iyi çalışan bir rumen için pH çok önemlidir. Çünkü rumenin hareketleri, runemnin mikrobiyel popülasyonu ve fermentasyon sonucu oluşan ürünlerin emilimi pH ile direkt olarak ilgilidir.

  Rasyonda bulunan tane yemin miktarı ve formu, yem üretimi sırasında uygulanan işlem; özellikle ısı, buhar ve basınç uygulamaları, kaba yemin miktarı ve parça büyüklüğü ile kullanılan yem katkı maddeleri asidozisi ve yem tüketimini etkiler. Sağlıklı bir rumen için pH 5,8-6,4 iken, sınır değer pH 5,5 olarak kabul edilir. 

AKUT ASİDOZİS (LAKTİK ASİDOZİS)

Akut asidozis rumen pH’sının 5’in altına düşmesiyle ortaya çıkar. Rumenin fizyolojik fonksiyonlarının bozulmasına, laktik asit miktarının ve uçucu yağ asitlerinin aşırı artmasına ve toplam protozoa sayısının azalmasına sebep olur. Ölüm ile sonuçlanabilir. Akut asidozisin şekillenmesi ile gastrointestinal sisteme giden kan miktarın azalması, rumen epitelinin uzun süre aside maruz kalması nedeniyle keratinleşmesi organik asitlerin emilim kapasitesini azaltır. Ön midenin motor aktiviteleri ve hareketliliği azalır. Asidozise bağlı olarak rumen mikroorganizmaları tarafından sentezlenen B vitaminlerinin miktarının kanda azalması sinirsel semptomlar olarak ortaya çıkar. Durgunluk, ayakta duramama ve bilinçsiz hareketler ilk belirtiler arasındadır. Diş gıcırdatma, timpani, timpaniye bağlı karın bölgesinde ağrı, karnı tekmeleme ve rumen hareketlerinde azalma görülebilir. Dışkı; sulu, kötü kokulu, gri-boz ve köpüklü bir formdadır. Diyareyi takip eden 24-48. saatler arasında ciddi bir dehidrasyon tablosu ortaya çıkar. Çok şiddetli durumlarda sinirsel semptomların şiddeti artar, hayvan boylu boyunca yatar ve kafasını göğsüne doğru kıvırır. Hastalığın uzun süre devam etmesi; rumenitis, karaciğer yağlanması ve hastalıktan 40-60 gün sonra şekillenen laminitis gibi kalıcı, performans düşüklüğüne neden olur hasarlara yola açabilir.

SUBKLİNİK ASİDOZİS

Subklinik asidozis gizli seyreder ve çok az semptom gösterir. Rumen pH sı 5,8-5,0 arasındadır. Döl verimi problemleri ve süt düşüklükleri gibi ekonomik kayıplara yol açan hastalık, iyi takip edilen sürülerde tespit edilebilir. En belirgin özelliği kuru madde tüketiminde azalma ve dalgalanmadır. Bu belirtinin süt veriminde azalma ve süt yağında düşme ile desteklenmesi hastalık için belirleyici parametrelerdir. Hastalığın kesin tanısının konulmasında kan, süt parametreleri ile dışkı muayenesi ve rumen sıvısı fermantasyon parametrelerinin değerlendirilmesine ihtiyaç vardır. Subklinik asidozda en ayırt edici özellik rumende laktik asit birikimi ve dışkıda parçalanmamış yem taneleri gözlenmesidir. Öte yandan süt veriminin azalması, süt yağının düşmesi, vücut kondüsyon skorunun azalması, laminitis, vena cava trombozu nedeniyle burundan kan gelmesi ve abomasum deplasmanı da teşhis için önemlidir. 

ASİDOZİSİN ÖNLENMESİ

Asidozisi tespit ve kontrol etmek çok iyi bir sürü yönetimine dayanır. Rasyonların yapılması, işletmede hazırlanması, hayvanlara sunulması ve son olarak da hayvanlar tarafından tüketilmesi bir bütün olarak ele alınmalıdır. Rasyonun kaba yem- konsantre yem oranı, kaba yem partikül büyüklükleri, kesif yemin muhteviyatı, TMR (Tam Yem) nem oranı ve en önemlisi hayvanın tüketim alışkanlıkları rumen asidozunda kontrol edilmesi gerek kritik kontrol noktalarıdır.

Kesif yemin rasyon içerisindeki miktarı, üretim prosesi, içerdiği nişasta miktarı asidozis bakımından önem arz etmektedir. Nişasta kaynakları arasındaki farlılık dahi asidozis için önemli bir noktadır. Tane yemin işlenme prosesi de asidozisin görülme sıklığında bir faktördür. Tane yem aşırı bir şekilde buharla ezme yapılması veya çok ince öğütülmesi, nişastanın daha çabuk parçalanmasına sebep olur, bunun sonucunda da rumende asit üretimi artar. Ani rasyon değişiklikleri, asidozis için dikkat edilmesi gereken diğer bir unsurdur. Özellikle yüksek enerji içerikli rasyonlara geçiş çok dikkat ister. Genelde asidozis riskini azaltmak için tahıl miktarı adım adım artırılarak 3-4 hafta içinde yüksek enerjili rasyonlara geçilmelidir. Unutulmamalıdır ki, hayvanlar yüksek enerjili yeme alışmış olsa bile bazen asidozis olabilirler. Kesif yem rasyona %6-15 aralığında kepek, DDGS ve gluten unu gibi endüstri yan ürünleri girmek de rayonun enerjisini korurken, nişasta içeriğini düşürerek asidozis riskini azaltmaya yardımcı olur.

Rumen içerisindeki besin maddelerinin kana geçmesini sağlayan papillalardır. Sağlıklı ve gelişmiş papillalar besin maddelerini üst seviyede emerek kana geçmesini sağlar. Kaba yemlerin asıl etkisi papillalarının sağlığını ve bütünlüğünü korumaktır. Bir başka etkisi ise geviş almayı tetiklemek, çiğneme aktivitesi ile tükürük salgısını artırmak ve tükürükte bulunan bikarbonat sayesinde rumen pH aralığını istenen düzeylere getirmektir. Bu nedenle, asidozisi önlemek için rasyon kuru maddesinde %28-35 NDF bulunmalı bu NDF’nin %75’i kaliteli kaba yemlerden sağlanmalıdır. Rasyon içerisinde bulunan kaba yemin dörtte biri 3,5 cm ve üzerinde parça büyüklüğüne sahip olmalıdır. 
Bentonit, sodyum bikarbonat, potasyum karbonat gibi bazı rumen tamponlayıcıları da asidozisin oluşmasını engellemekte yardımcı olur. Bunlara ilaveten rasyona katılan sıvı yağlar da nişastanın yüzeyini kaplayarak rumende yıkımlanma süresini uzatmakta böylelikle asidozis riskini azaltmaktadır.

Son olarak hayvanın önüne sunulan yem ve hayvanın tükettiği miktar önem arz etmektedir. Rasyona giren her türlü besin maddesi aynı anda ve homojen bir şekilde karıştırılarak hayvanın önüne sunulmalıdır. Hayvanın yem seçme davranışının önüne geçmek için rasyonun nemi, partikül büyüklükleri ve yemlerin yem karma vagonuna atılış sıraları iyi ayarlanmalıdır. Hazırlanan yem mümkünse günde 3 defa, eşit zaman aralıklarında taze şekilde hayvanlara sunulmalıdır.
Alınacak tüm bu tedbirler sayesinde rumen asidozu gibi ciddi ekonomik kayıplara neden olan hastalıktan korunmak mümkün olmaktadır.   



ETİKETLER: rumen asidozu
YAZARIN DİĞER YAZILARI